24 Ekim 1949’da Baf’ın Esentepe köyünde doğdum. Bir eğitimci olan babamın görevi nedeniyle ilk öğrenimimi üç ayrı okulda gördüm. İlkokula Lefkoşa’da başladım, Baf’ta devam ettim. 1960 yılında, Lefkoşa’da Köşklüçiftlik İlkokulu’nda ilk öğrenimimi tamamladım.
Orta öğrenimime (şimdi güney Lefkoşa’da bulunan) İngiliz Okulu’nda başladım. Üç yıl bu okula devam ettim. 1963 Aralık ayında, toplumlararası olayların başlamasından sonra kolejdeki eğitimimi Kuzey Lefkoşa’daki Maarif Koleji’nde “öğrenci-Mücahit” olarak sürdürdüm ve tamamladım.
Müzikle ilk tanışmam, altı yaşındayken keman dersleri ile oldu. Sekiz yaşına geldiğimde, Royal School Of Music sınavlarını vermeye başladım. İngiliz Okulu yıllarında Royal Schools Of Music sınavlarına girmeye devam ederken bir yandan da okulun klasik müzik orkestrasında yer aldım.
Gitara 1963 yılı sonlarında merak saldım. Keman çalışmaları ile kazandığım teorik ve pratik deneyimler gitara çabuk uyum sağlamamı sağladı. 1964 yılında, zamanın Lefkoşa’daki en önemli müzik gruplarından biri olan Bayrak Kuartet’e katıldım. Bayrak Kuartet’in devamı olan Sıla 4’ün (1969) kurucularından biriyim.
1969 yılında, Mücahitlik görevimi tamamladıktan sonra, birlikte müzik çalışmaları yaptığım iki arkadaşım Aydın Kalfaoğlu ve Raif Denktaş’la birlikte yüksek öğrenim için Ankara’ya gittim. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki öğrenimimi sürdürürken aynı evi paylaştığım iki arkadaşım, Aydın ve Raif’le müzik ve beste çalışmalarını sürdürdüm.
Grup bu dönemde Kıbrıs şarkıları ve türküleri üzerindeki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Anonim veya Kıbrıslı müzikçilere ait türkü ve şarkıları, çok seslilik anlayışı ile repertuarına katan grup, bir yandan da kendine ait türkü formundaki çok sesli bestelerini üretmeye başladı. Bu çalışmalar, Türkiyedeki plak yapımcıları tarafından da hayli ilginç bulundu. İlk plak teklifi bir yıl içinde yapılacak dört 45’lik plak içindi. Stüdyo çalışmaları başlarken o güne kadar Kıbrıs’ta “Bayrak Kuartet” olarak bilinen grubun adı da “SILA 4” olarak değiştirildi.
Türkiye’de satışa çıkarılan ilk plak, daha önce sadece Kıbrıs’ta çıkan, Kıbrıslı bestecilerden Kamuran Aziz’in “Kıbrısım” adlı şarkısı ve bir anonim türkü olan “Dolama”nın yer aldığı 45’lik oldu . Bunu “Kıbrıs Gelini” ile “Gelmedin” ve “Ölüm Allahın Emri” ile “Yine Seni İsterdim Ben” adlı şarkıların yer aldığı plaklar izledi. 1972 yılında plak şirketi değiştirildi. Yeni plak şirketi ile “Gariban” ve “Ararım Sorarım Seni” adlı şarkıların yer aldığı 45’lik yapıldı.
1972 yılında Kıbrıs’a döndüm ve Bayrak Radyosu-Müzik Bölümü’nde Program Yapımcısı olarak göreve başladım. Meslek olarak seçtiğim “Radyo-Televizyon” alanında “TV Program Yapımcılığı” ve “Radyo-Televizyon Yöneticiliği” eğitimimi Almanya’da aldım. Geçen süre içinde Bayrak Radyo-Televizyon Kurumu (BRT) adını alacak olan Bayrak Radyosu’nda sırasıyla “Müzik Yayınları Sorumlusu”, “Program Amiri” ve “Yayınlardan Sorumlu Koordinatör Yardımcılığı” görevlerinde bulundum.
1994 yılı başlarında BRT Kurumu’ndan ayrıldım ve Kıbrıs Yayıncılık Ltd.’e bağlı Kıbrıs FM ve Kıbrıs TV’nin kuruluşunda görev aldım. Genel Müdürü olduğum Kıbrıs FM ve Kıbrıs TV’den, 2008 Temmuz ayında ayrıldım. Halen, bir internet gazetesinde köşe yazarlığı ve müzik çalışmaları yanı sıra Yakın Doğu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisiyim.
“Kıbrıs Türk Basını”, “Kıbrıs Radyo-Televizyon Tarihi”, “Kıbrıs Türk Folklöründe Müzik”, “Medya ve Müzik” üzerine araştırmalarım bulunmakta. Gerçek mesleğim “Radyo-Televizyon”. Ancak müzik de yaşamımda çok önemli bir yer tutuyor. Başka bir deyişle müzik, yaşamımın ‘vazgeçilmez’lerinden biri.
Bana ait veya grup arkadaşlarımla ortaklaşa yapmış olduğum 20 kadar beste çalışması yanısıra düzenlemeleri bana ait 10 kadar da Kıbrıs türküsü bulunmakta. Bu şarkıların bir bölümü Sıla 4 etkiketi ile Türkiye’de çıkan plaklarda, bir trafik kazasında kaybettiğimiz arkadaşımız Raif’in anısına hazırlanan ve satışa çıkarılan “Anı” adlı kasette, ve son olarak da, “Sıla 4-2009” CD’sinde yer almakta.
Evliyim. 1977 doğumlu Arda isimli bir oğlum, 1978 doğumlu Aysu ve 1982 doğumlu Mine adlı iki kızım var.
Sözler: Tevfik Ünver
Müzik: Raif Denktaş
Sandım mutluluk kalıcı
Aşık oldum bile bile
Yar yoluna çıktım baktım
Bitmez oldu gide gide.
Yari bulup sevmek için
Belki görüp ölmek için
Genç idim bak kocadım
Gurbet ilde geze geze.
Türlü derde deva çoktur
Aşk derdine çare yoktur
Alam bari çalam sazı
Gözyaşımı sile sile.
Sözler: Anonim
Müzik: Erdinç Gündüz / Aydın Kalfaoğlu
Selvim senden uzun yok
Bağ yerinde üzüm yok
Seni sevdim seveli
Kimselerde gözüm yok
Endim guya guy derin
Yarim bana gül verir
İçerim ateş aldı
Dışarıya dil verir.
Bakarada ipliğim
Gel yanıma sevdiğim
Yar üstüme yer sevmiş
Nedir benim çektiğim.
Ağaçlar kalem olsa
Yaprağı kağıt olsa
Yazılmaz benim derdim
Deniz mürekkep olsa.
Ateşi köz öldürür
Sürmeyi göz öldürür
Yiğidi bıçak kesmez
Abir acı söz öldürür.
Esiyor sevda yeli
Acıdır yarin dili
Kalbimi yaralayan
Düşman değil dost dili.
Kayalar merdin merdin
Kim bilir kimin derdin
Yazılmaz benim derdim.
Seyirddig çıgdık hanaya
Gadınlar gelsin kınaya
Hayıf doğuran anaya
Gal evimiz gal
Biz gidiyorug
Şen evimiz şen,
Biz gidiyorug.
Köşebaşının nalbandı
Hep atlar buna nallandı
Gelin hanım kınalandı
Şen evimiz şen
Sözler: Raif Denktaş
Müzik: Aydın Kalfaoğlu
Soğuk pınar taştan yastık
Oynar dağlılar.
Düşmenı kuzeyden bastık
Güler dağlılar.
Köylerinde hür ağaçlar
Nazlı kızlarŞen dağlılar.
Yaman ağa ve neferler
Etti seferMert dağlılar.
Kurda kuşa sözüm olsun
Derler dağlılar
Kadehler şarapla dolsunİçer dağlılar.
Boztepe’de özgür insan
Özgür vatanHey dağlılar.
Müzik: Erdinç Gündüz
Garanfilim yatıgdır
Yar gaşların çatıgdır
Seveceysan sev beni
Benim göynüm sadıkdır.
Egşi egdim gül biddi
Dalında da bülbül öddü
Ödme bülbülüm ödme
Yarim elimden giddi.
Macun yabdım furmadan
Neçin yedin sormadan
Gel guzzum sarılalım
Kimse bizi duymadan.
Sözler: Karacaoğlan
Esti seher yeli söküldü seller
Gidiyorum kömür gözlüm ağlama
Ağlamanın vakti geçti ne çare
Kemend atıp yollarımı bağlama.
Sana derim sana kaşı kemanım
Büküldü kametim geçti zamanım
Gidiyorum yeni benli ceranım
Yarim gitti deyü yürek dağlama.
Yolumu yolumdan ayırdı gani
Gelin gurbet il’e gönderin beni
Şu başım oldukça unutmam seni
Ben yarsızım deyü yanıp ağlama.
Karacaoğlan der ki bu böyle olmaz
Bir ah çeksem yüce dağlar delinir
Yüreciğim bölük bölük bölünür
Yaş döküp de arkam sıra çağlama.
Müzik: Erdinç Gündüz / Raif Denktaş
Gave içdim telveli, akıldan ettin beni
Ta uzaklardan geldim, bir kez göreyim seni.
Evimiz direk ister, gemimiz kürek ister
Uzaklardan yar seven, demirden yürek ister.
Ben senden vazgeçerim, sen de unudun beni
Üzüm goydum sepede, yar oturur tepede
Yenile bir yar sevdim, şan olsun memlekete.
Öyle bir yar sevdim ki,
hem oynak hem cilveli.
Ayağında çizmesi, kulağında küpesi
Yagdı gavurdu beni,
gözlerinin sürmesi.
Fidne kestim dalından,
mendil aldım elinden
İki gözüm sevdiğim şeker akar dilinden
Üzüm koydum sepede, yar oturur tepede
Yenile bir yar sevdim, şan olsun memlekete
Sözler: Gevheri
Kara gözlü yarim
ben gider oldum
Sakınıp zülfünü yoldurmayı gör.
Ağlama sevdiğim yine gelirim
Hasretle aklını aldırmayı gör.
Sen benim açılmış gonca gülümsün
Sağ kalır gelirsem yine benimsin
Gündüz hayalimde gece düşümsün
Gülüne yad bülbül kondurmayı gör.
Kara gözlü yarim bana yanıp da
Geleni geçeni beni sanıp da.
Ağlayı ağlayı kahırlanıp da
Gül benzini sakın soldurmayı gör.
Gevheri de der ki sakın açılma
Yanılıp da dilden bir söz açıp da.
Ellerin yanında göğsün geçirme
Düşmanı kendine güldürmeyi gör.
Sözler: Raif Denktaş / Erdinç Gündüz
Bir gızı var salınır
Sağa sola bakınır
Bu nasıl gız gaynana
Her adama asılır.
Gızlara eş görmezsen
Böyle ince elersen
Seneler gelir geçer
Gızlar galır, bir de sen.
Bir gızı var havalı
Sen gara de ben allı
Sen dadlı de ben acı.
Bir gızı var az sahde
Ayna elde saç belde
Zülfünün teli bende.
Müzik: Raif Denktaş / Aydın Kalfaoğlu
Çamı çama çatarlar
Çama gurşun sıkarlar
Lefkoşanın gızları
Bize çalım satarlar.
Aman aman a canım
Sana gaynadı canım
Mağusanın galesi
Üstünde minaresi
Yenie bir yar sevdim
Kıbrısın bir tanesi
Beyaz geyme toz olur
Gün açılır yaz olur
Ben gülüme gül demem
Gülün ömrü az olur.
Çıktım Beşparmak dağına
Suyu izleye izleye
Yüreğim göz güz oldu
Yolu gözleye gözleye.
Ey dağlar ulu dağlar
Yüreğim kanlar ağlar
Yar buradan geçti mi
Söyleyin bana dağlar.
Gökte uçar turnalar
Çiçek açar hurmalar
Benim yarim burda yok
Haram olsun dünyalar.
Müzik: Raif Denktaş / Erdinç Gündüz
Sevdalılar gelir geçer
Ben gariban
Aşktan yana oyy...
Bir yar sevsem kaçar gider
Eşten yana oyy...
Gizli kalan duygular bende
Düşümdeki şarkılar sende
Eller bana deli derken sen
Biliyorum, sevdim gel, desen.
Kalem tutan elim yazar
Dosttan yana oyy...
Bağrım yanık kafam duman
Ben garibanAşktan yana oyy...
Deli gönül sever olmuş
Senden yana oyy...
Sözler: ANONİM
Agşam olsun geleyim
Halimi kime söyleyim
Var git vefasız agşam
Yarsız seni neyleyim.
Ay garannıg geceler
Örtünsün pencereler
Hiç aglına gelmez mi
Sarıldığımız geceler.
Gargolan dört köşeli
İçi atlas döşeli
Şeker gibi eridim
Ben aşgına düşeli
Endim dere beglerim
Vay benim emeklerim
Yalnız yata yata
Gurudu kemiklerim.
Benden sana son kalan
Mendilim olsun nişan
Eylenirsam geleyim
İnce beline guşan.
Zeytinden aşı mısın ?
Güzeller başı mısın ?
Gönderdiğim mektuıbu
Goynunda daşır m ısın ?
Güzel gördüm endamlı
Başları gara bağlı
Dedim sevdam nerede
Gözleri yola bagdı.
İlan akar gamışa
Bir su verin yanmışa
Tanrım sabırlık versin
Yarinden ayrılmışa.
Sözler: Pir Sultan Abdal
Böle midir sizin ilin töresi
Hele bir yol safa geldin desene
Geçer bu güzellik sana da kalmaz
Hele bir yol safa geldin desene.
Öl dediğin yerde ölürüm derdin
Kal dediğin yerde kalırım derdin
Her derdine derman olurum derdin
Sarardı gül benzim ayvaya döndü
Hakkı söyledikçe müşkülüm kandı
Ayrılık ateşi sinemi deldi
Kırmızı gülleri solmaz mı sandın
Pir Sultan Abdal’ı gelmez mi sandın
Bır defa geldin de demez mi sandın
Halılar mı döşeseydim yoluna
Yoksa gül bahçeleri mi dilerin
Benden,Bana gelmek için,
Gelmedin Yaşlı gözlerimin ardından
Kapıları gözledim
Kimseye sezdirmeden
Bekledim. İki damla gözyaşı
Dağlarbaşı dumanlı
Sanırım yar unutmuş
Gözümün yaşı kanlı
Yaşlı gözlerimin ardından
Bekledim...
Gelmedin...
Bozkırlardan yel eser
Savulun namert eller
Yel üstünde haber var
Yörük geliyor derler.
Düşmanın gözü kanlı
Destanlarım var şanlı
Gökte gezen kartal var
Gümüş rengi kanatlı.
Denizlerden gelen var
Hep zinciler kırılsın
Haber verir martılar.
Yetim düşen yavrular
Yari göçen nazlılar
Kara bahtlılar gülsün
Denizlerden gelen var.
Sözler: Vasfi Uçkan
Dalında şakıyan kuş mu kalmadı
Ne ağlarsın benim şanlı Kıbrısım
Derdini dinleyen taş mı kalmadı
Ne ağlarsın benim yeşil Kıbrısım.
Alevsin gözlerde kansın damarda
Bitmeyen türküsün dilde pınarda
Köksün yıkılmayan asil çınarda
Ne ağlarsın benim şanlı Kıbrısım.
...... burcu burcu deniz sendedir
Sararmayan yaprak filiz sendedir
Gönüllerde saklı çeyiz sendedir
Sana gönül veren yar mı kalmadı
Kırda çiçek dağda kar mı kalmadı
Derdini söyledin sır mı kalmadı
Lefkoşa adım adım
Varımı adadım
Canım Lefke bir tane
Destanım Erenköy’de.
Kan ve gözyaşı
Sonu gelir dur hele
Korkma yurdum vermeyiz
Vursalar biner kere.
Gazi Baf’ta mertliğim
Güzel yarim sevdiğim
Üzme tatlı canını
Leymosun sana geldim.
Lan ve gözyaşı
Korkma yurum vermeyiz
Deniz sahil güzeller
İskelede gezerler
Mağusanın çarkına
Cengaverler girerler.
Şu dağlar olmasaydı, çiçeği solmasaydı
Ölüm Allahın emri, ayrılık olmasaydı.
A benim acı yarim,
başımın tacı yarim,
Eller bana acımaz, sen olsun acı yarim. (2)
Yürüdüm sazım çaldım,
her yolcuya dert yandım
Şu dağların içinde,
bir ben bir sazım kaldım.
A benim acım yarim,
başımın tacı yarim
Yorgun düştüm sen gelsen,
ah şu derdimi bilsen
Yürüdüm sazım çaldım, hele bir kez dinlesen.
A benim acı yarim, başımın tacı yarim
Yokuştan aşağı indim
Dere tepe düz gittim
Ararım seniSorarım seni
Köye vardım dereli
Derenin yanı selvi
Yola düşürdün beni
Ararım seni,
Sorarım seni.
Beri köyün muhtarı
Başka dallarda öter
Gözümde yarim tüter
Güller soldu bülbüller
Garanfilsin darçınsın
Neden böyle hırçınsız (2)
Ne büyüksün ne güçük
Tam benim bir harcımsın (2)
Garanfilin morunaÖlüyorum yoluna (2)
Allahn canım almasınGirmeyinca goynuna (2)
Garanfilim kutudaYarim beyhud uykuda (2)
Ben yarimden ayrılmamGirmeyinca tabuda (2)
Garanfilim pembedenGönül verdim görmeden (2)
Yagdın gavurdun beniOnbeşime girmeden (2)
Bütün dünya nimetleri
Türlü bahçe çiçekleri
Tanrı bana bahşeylese
Yine seni isterdim ben.
Yar yanağı güldür derler
Diken tutmuş gül sevenler
Yar yolunda öl deseler
Aşk oduyla yaksan beni
Dert içine salsan beni
Dökse gözüm bunca seli
Düşsem ölüm döşeğine
Sorsalar son arzun diye
Bir kez görüp ölmek için
Ağlarım gülenim yok
Gözyaşım silenim yok
Başkasında gözüm yok.
Sana derdim söyleyim
Gönül verdim vereli
Eller bana su verir
Gurbet bana zor gelir
İçerim ateş alır
Nedir benim çektiğim
Sıla derdi yetmez mi
Bir de seni çekerim.
Sevdiğim gelmez oldu
Halimi bilmez oldu
Gurbet ele düşeli
Dertlerim bitmez oldu.
Bana kara diyen dilber
Gözlerin kara değil mi ?
Yüzünü sevdiren gelin
Kaşların kara değil mi ?
Beni kara diye yerme
Mevlam yaratmış hor görme
Ala göze siyah sürme
Çekilir karar değil mi ?
İllerde konup göçerler
Lale sümbülü biçerler
Ağalar beyler içerler
Kahve de kara değil mi ?
Karacaoğlan der inşallah
Görenler desin maşallah
Kara donlu beytullah
Örtüsü kara değil mi ?
Yollar uzar, güller solar
Aşk nedir ki ?
Soran ağlar.
Boş rüyalar mı ?
Hür sahiller mi ?
Kara topraklar mı ?
Bizim tıpraklar mı ?
Aşkı buldum sandım
Yıllar sonrası
Heyhat güller soldu
Yanılmışım.
Topraklar benim
Ağaçlar benim
Hür sahiller
Aşkım benim.
Gelene her gelene
Acı bir dem gidene
Bize gelenler, koca erenler
Ruhum bilenler.
Ölüm haktandır, yüzüm aktandır
Varım bir can’dır.
Gelene her geleneAcı bir dem gidene.
Derim erenler, bize yer yoktur
Bize can çoktur.
Biz dört kardaşız garibe aşız
Dağlar başıyız.
Gelen her gelene
Acı bir dem gidene.